Mümine Ağaç, Güz Sonatı
Otobüs durağının yanından bize doğru ilerlerken yaşam sanki tüm ağırlığını onun omuzlarına bırakmış gibiydi. Uzun süredir Türkçe konuşmadığından bahsetti, tüm gece dilediğince ifade imkânı bulabileceği […]
Otobüs durağının yanından bize doğru ilerlerken yaşam sanki tüm ağırlığını onun omuzlarına bırakmış gibiydi. Uzun süredir Türkçe konuşmadığından bahsetti, tüm gece dilediğince ifade imkânı bulabileceği […]
Kendi argümanlarını güçlendirmek için okuyan aklın aldığı yol, tekrar başa geldiği yoldur aslında. İnsanı aklının ve kalbinin krizlerinden kurtaran yeteneği ise; kıyas yapabilmesidir. Bir fikre, […]
Kimine uzak, kimine yakın bir saraydır gönül. Kimi içinde kalır,kimi dışında. Kimi de gönülden habersiz yaşar gider… Yaşamakdenirse buna! Kimi sultân olur yerleşir en güzel […]
Sevim için… Beni yazmaya iten şeyleri seviyorum. Sevmekle birlikte büyük bir nefret de doğuyor içimde bu işiyaparken. Çünkü yazdıklarımın çoğu, içime dönüp gördüklerimden ziyade dışıma […]
Modern sancılar çekiyoruz geçen son asırda. Asrın mücceddidleri ekonomik darboğazda imanî duruş sergilemekte zorlanıyor ve enflasyona takılan her takva borç olarak yazılıyor bazı değerli kağıtlara. […]
Orhan Veli’yi şanslı biri zannederdim; İstanbul’u Dinliyorum’u yazdığı için. Bugün böyle olmadığını öğrendim. Orhan Veli de hemen herkes gibi güzel olan şeyin değerini vakti geçtikten […]
Çok yol yürüdüm. İstemeden yürüdüğüm yollar oldu. Gideceğim yere gitmemek için uzatıp dolandığım yollar.. Adımlarımı bulutları üstünden atar gibi; suyun üzerinden akar gibi […]
Bir şehri terk ediyor gibisin, belki de daha bir çok şeyi, yüzün dalgın, saçlarının acelesi var, hayata hep geç kalmış hissiyle yola çıkıyorsun, kendinin de […]
Beklemenin keşfini yapan zatı muhteremden henüz haber alabilmiş değiliz belki de hala bekliyordur. Tarihte ilk bekleyen kimlerdir sorusuna henüz bir cevap bulamazsak da beklemenin tarihçesini […]
“sen biliyor musun acaba giden neden böyle büyük özlenir.” Bülent PARLAK (Yalnızlığın İcadı) Ne de çoğaldı özlemlerimiz son günlerde. Sanat edebiyat dünyası, manevi mimarlarımız […]
Şubat geldi bak… Duyuyor musun beni, okuyor musun? Bu aynı bakışlar, deniz aynı ve derin bir fay hattı haritasında kaybolan onca yıldan sonra beton kokusu […]
Bir şair olarak Bülent Parlak’ın bazen hayata sımsıkı tutunan bazen de onu yere çalıp üzerinde zıplayan, söküp içinde ne olduğuna bakan ve öylece bırakan bir […]
Bilinmeyen Aranırken – Bülent Parlak ben sadece seni sevmeyi çok iyi bildim uykumu sallandırırken darağacında ve başrolde bir tüfenk sekerek bir yenilgiden diğerine zafer zannedilen […]
Kelimelerin büyülü dünyasında “hakikat”i aramak çoğu insanın teşebbüs ve tecrübe ettiği bir deneyimdir, ancak kelimelerde “kadın”ı aradınız mı daha önce? Eski Yunanca’dan kadın’ın ne’liğine dair […]
BİZE BİR MAĞARA ÇİZEN ADAM: HÜSEYİN HAKAN Toplanın şimdi size bir sürü hiçbir şey anlatacağım.* Bir eseri anlatmaya nereden başlamalı? Kapağından mı, yazarından mı, üslubundan […]
1-Keyfinin kralı olmak, koca hayvanların ayrıcalığıdır.2-Günümüz insanı konusunda bir tümce söylemek yetecektir onlara: Zina ediyordu ve gazete okuyordu.3-Temiz bir yaşama hazır mısınız? Herkes gibi? (…) […]
İstasyon gerilerde kaldı. Büyük, yoğun, taş. Puslu ışıkları yaygın. Acı soğuk. Atların nalları buzları kırıyordu. Sokak lambaları ölü ölü mat aydınlıkta. Ayak parmaklarım sızlıyordu, dizlerim […]
Sulusepkenin sokaklara kırbaç gibi indiği, gemi azıya almış rüzgârın her şeyi önüne katıp savurduğu, karmakarışık bir gündü, evet. Aslında böyle bir günde evinden çıkmış olanın; […]
‘’Bergen’de karanlık da demirbaşlardan biriydi! Ne geceyle , ne gölgeyle bağlantılıydı, yine de neredeyse her yerdeydi, yağan yağmurla dolu bu solgun karanlık… Bu durumda […]
Amin Maalouf, 25 Şubat 1949‘da Lübnan‘ın başkenti Beyrut‘ta dünyaya geldi. Yazarın Katolik bir Arap olan babası Ruchdi Maalouf, çok yönlü bir aydındı ve yazarlık, öğretmenlik, gazetecilik gibi saygın meslekleri bir […]
gel tut ellerimi çocuğum, ayışığında yunmuş ellerimiumuttan yorulmalardan ve savaşlardan artakalan ellerimiyalnız bırakılmış çehremi ve miat tanınmış aşkımımilatlanmamış babamın hayatını ve anamınlirikleştirilmemiş hamur yoğuruşlarınıve benim […]
Bir şair daha dünyayı teğet geçen bir yıldız gibi çıkıp gitti dünyadan. Şair Salih Bolat. Hiçbir sıradan böyle sonsuz bir hayata kavuşamaz. Çünkü kimse bir […]
Bazen günler geçer, Ludmilla görünmezdi. O zaman büyük bir kızgınlık, gizliden gizliye kemirirdi Lekh in içini. Gözlerini kuşlara diker, saatler boyunca kendi kendine homurdanırdı. Uzun […]
İzdiham olarak matbuat yayınların dışında dijital platformlarda da bulunma çalışmalarımızın ilk durağı Turkcell Dergilik oldu. Bilindiği gibi Turkcell Dergilik, yüzlerce yerli ve yabancı dergi ve […]
Öğleden sonra Ayten geldi. Geçerken uğramış. İsyan eder gibi çalan zili duyunca kapıyı ben açtım. Bütün sevimsizliğiyle Ayten’di gelen. Ruhuyla uyumsuz gömleği ve elle tutulur […]
İlk önce okuruna teşekkürü borç bilen, ilk göz ağrısıyla bizlerle buluşan, muhabbetine bizi de dahil eden yazara çok çok(binlerce) teşekkür eder okurken, biz de uyandırdıklarını […]
Bir tabure uzattı. Üçayaklı tabure. Alışığım dört ayaklıya. Hayat damarlarından birini koparmışlar gibi düşündüm. Ama halinden memnun duruyordu. Tereddütlü oturdum. Umutsuzca izlenen bir halterci edası […]
Edebi Refleks Edebi eserlerin “kim olduğumuzu bilmek” gibi bir amacının olduğundan da söz etmeliyiz. Kim olduğunu bilmenin, öteden beri önemli mevkilerle ilişkisi kurulmuştur, kurulmaktadır. İki […]
Okumak sevmektir… Okumak özgürlüktür… Okumak yaratmaktır… Bu üç anlamın ifadesini okura, okuma zevkini filizlendirerek kazandırmaktadır Daniel Pennac. Kitaplara ve Okumaya Dair adlı eserin zevk ve keyif […]
Rusya’nın Ekaterinburg kentindeki bir galeride Sovyet dönemine ait değerli bir eserin üzerindeki insan figürlerine tükenmez kalemle göz çizildiği fark edildi. Tahribattan, işe yeni başlayan bir […]
Yazar olmanın ilk koşulu en az on altı defa “Bildiğini yaz!” diye uyarılmaktır. İkinci koşulu ise yayıncılık hayatınızın geleceği ile ilgili korkular tarafından kemirilmektir; fakat […]
Kimim ben? Pek yapmadığım bir şey ama bir atasözüne göndermede bulunabilirim: Gerçekten de, her şey, dönüp dolaşıp şuna varır: Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu […]
“Anneanne neden elma doğruyorsun çorbaya?” “Vitamin Ayşe’m vitamin…” “Ya, ben Ayşe değilim. Torunun Elif, unuttun mu?” “…” Anneannesi dönüp kim olduğunu anlamaya çalışıyorken, Elif, donuk […]
Afganistan… İçinde taşıdığı bin bir yarayla hiçbir zaman tam manasıyla iyileşemeyen topraklar… Bugünlerde dünyanın gözleri yine bu coğrafyada. “ABD” “Nato’’ “Taliban” “Kuzey İttifakı” “Pençşir” “Kandahar” […]
Babam çavuş olduğundan İstanbul’a döndükten sonra mülazımlık için tertib eylediği arzuhali (hazırladığı dilekçeyi) o zaman Serasker (Ordu Kumandanı) bulunan merhum Rıza Paşa’ya benim elimle takdim […]
Amcamı bir torbada getirdiler. Kara bir torbada. Balkona koydular. Dağılmıştı. Gıkı çıkmadı. Amcam esmerdi. Hatırlanmayan insan esmerdir. İnsan hatırlanmadıkça esmerleşir, kararır. Herkes biraz esmerdir. Dağılmış […]
Altı ay önce, dün bile, “Ne yapacak?” diye soruluyordu. Saygı duymak gereken karşıtlıklarla yaralanmış bir halde, geçici bir süre için sessizliği seçmişti. Ama, ağır ağır […]
TRT Radyolarının köklü programı “Bir Roman Bir Hikâye” Sabahattin Ali’yi ağırlıyor. Engin Altan Düzyatan’ın seslendirmesiyle Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” eseri, 1 Şubat Salı gününden […]
Ne diyeyim Allah’ımben sana biraz platoniğimdir biliyorsunBen bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,gocunmam da yükümden beni bilirsin.Ama bunlar çok iştahlı Allah’ım ve görüyorsun nasıl […]
1898’de İngiltere’de yayınlanan Wide World Magazine adlı yayında İstanbul köpekleri anlatılıyor Görebildiğim kadarıyla, İstanbul’da her zaman köpekler olmuştur. Bizans günlerinde muhtemelen farklı bir türdüler. Türkler […]