Nazım Hikmet Ran, Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece […]
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor Onlardan kalbime sevda geçmiyor Ben yordum ruhumu biraz da sen yor Çünkü bence şimdi herkes gibisin Yolunu beklerken daha dün gece […]
Bütün taşlar gibi vekarlı, hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli, bütün yük hayvanları gibi battal, ağır ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz. Arılar gibi […]
Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. Iyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. […]
Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması […]
Döndüm daldan kopan kuru yaprağa Seher yeli dağıt beni, kır beni Götür tozlarımı burdan uzağa Yârin çıplak ayağına sür beni Ayın şavkı vurur sazım üstüne […]
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı Kırlara yayılan ilkbahar gibi Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı Göğsümün içinde ateş var gibi Bazı nur içinde, bazı sisteyim […]
Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu, Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp, Hayaller alev alev beynimi yakar […]
Aşk seni harab etmez mi? Takatını tüketmez mi? Sendeki ateş bitmez mi? Yetmez mi gönül, yetmez mi? Aşkına yoktur enzade, Aklını aldı o taze, Aleme […]
Bu akşam ölebilirim, rüzgar, güneş, sağanak, Kalbimi, kemiklerimi etti mi tarumar, Her şey bitti demektir; ne rüya, ne uyanmak! Aralarında olamayacağım yıldızlar? Şu uzak dünyaların […]
seninle sınırları kuşatılmış ülkelere gidelim bağdaş kuralım savaş artığı günlerin ortasına dizlerimde dinlenirken yorgun ağrıların eteklerimde rüzgârlansın şiirin gözümün gördüğü gök, yüzün olsun halep’ten başlayıp […]
Karanlıkta, Seninle aynı hizada, Adımlıyorlar. Yüzlerinde gülücükler. Birbirini arıyor omuzları. Oysa sen üçüncüsün, Gereksizsin. O kadar. Buruk bir kıskançlıkla izliyorsun onları. Yan yanasın onlarla. Dudakların […]
Huda ağıdı yakan Doğu insanları Anladığınız acılara katlanabilirseniz kalın , sokak gibi anlamsız bir yanına yaşamın ağlamaya bilenirseniz gidin , rüya hafızlar rüya , bilgeliğe […]
benim parmaklarım, yüzümün devamıdır ellerimse Tanrı’nın varlığına delil hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç yaşamamış gibi ölürüz bize ihanet edenlerden, ölerek intikam alırız ben ki her […]
Plazaların arasından geliyorum Kravatlı merkeplerin, arşa değen gökdelenlerin arasından Dünya arzusuyla sarmalanmış ruhumu kurtarmaktan geliyorum Şeytanı taşlamaktan Dilinizi biliyorum Demokrasiye, anayasaya, insan haklarına inandığınızı Gitmediğiniz […]
İhanetten bir alıntı sağlığınla gelirsin (gelirsen) Unutmabeni çiçekleriyle yaralarımı süslersin Utanılası bir şeydir katıksız pembeliğin Bu yüzden kitaplardan yalnızca ıslık çalmasını öğrenebilirsin Tüm iyiliğin filmlerin […]
ben yine buralardayım, siz burdasınız, ötekiler burda ötekiler çorap, kitap, nişan yüzüğü, gözlük kullananlar sevimli kafası çalışan iyi insanlar benim açlığımla beslenen hava durumuna göre […]
daha fazla beklenemez aşırıya kaçmak için patilerin gürültüsünden ibarettir kediler; çünkü… çiçeğimizi ve pastamızı alıp müsaitseniz biraz … öldürülmeye, bu akşam size… ya da […]
geçitte can veren otostopçular nihayetin akşamında salınıp durur med vakti şimdi evli adam evine köylü köyüne ya da cehennemin dibine demek kadar asabi değilim üstelik […]
Kocaman bir avlunun ortasında durdu durdu İçindeki bomboş avluya bakarak Gökyüzünden arada bir oraya Ölü bir kuş ya düşüyor ya düşmüyordu. Görseydi içinin olmadığını Çekip […]
Hiçbir ses yakalayamaz beni Dağlarda küskün, küçük Bir ot parçasının yankısından başka.Hiçbir ses yakalayamaz beni Nar ağaçlarının çıngıraklarından başka Duyuyorum burukluğumun tadını Kendimden uzaklığımın da […]
Bakkal kokusu sinmiş marketlere Ey hatıra Sadakte Ben önde koştururdum Babam ağır ağır Vakit uçarı gider Hatıra arkadan gelir Lezzetini bulur Hafızada bekletilmiş zaman Daha […]
İnsan otuz yaşadığında n’apar? Dili dişi ağrır; dindışı ağrır. Gençlik lekesi çıkmaya başlar ovuşturdukça bağrını… İnsan kırk yaşadığında n’apar? Karşı odada alıngan bir ceylan biblosu […]
Anne ben bugün evleniyorum. Biliyorum Konuşacak çok şey var aramızda Aramızdaki sessiz harfler, üç noktalar, boş sayfalar Anne kelimeler anne kelimeler yakamdan tutmuş anla Gün […]
hep haziran gibi bir kere daha bir kere daha gölgemi öpüyorum bu altın yamaçlı kırmızı külahlı dağ bulutlarını da ben anamın mor nakışlı şalvarından istiyorum […]
her sabah okul yerine aşka giden bir çocuktun sen annen kırlangıçlar doldururdu beslenme çantana belki uykusundan hiç kalkamayan bir pazar sabahıydın sevgilim, yapışık ikizleriz biz […]
Anne ben geldim, üstüm başım Uzak yolların tozlarıyla perişan Çoktan paralandı ördüğün kazak Üzerinde yeşil nakışlar olan Anne ben geldim, yoruldum artık Her yolağzında kendime […]
Güneşle sevişmek bir hayal oldu ham sular yumadı yoz arzumuzu sözüm, parmağından sekip göğsüme değdiği zaman mı eritir buzu? Trenler ne kadar hızlanabilir süsleseler günlük […]
Bu şiir Arzu için. – karıma bendeki o tuhaf bilgi, o garip ruh hali gece gündüz duran ve durmakla mükellef olan eşya hangi sırrımızla zehirler […]
Gecikmiş bir paydosun anonsu bu duyulan Hayır! Hiç kimse için istavroz çıkaramam! Ah şu Roma’yı yıkan bizdeki üstün akıl Ne çok azmettiriyor metruktaki güneşi. Sarsıyor, […]
Annem tuz almaya gönderdi beni O gün bugündür eve dönmedim sokakları çocuk adımlarıyla caddeleri suçlu telaşıyla geçtim zamana açılıyordu bütün pencerelerim anıya dönüşebilecek kelimelerle kurdum […]
efendim, haklılar: kapımı çalmayan komşular, selam vermeyen cemaat bir kızı olduğunu unutan annem, olmaz öyle şey demeyin; unutturduğum haklılar, öyle çirkin öyle çirkinim ki yüzüm […]
Ateşe bak demek geçiyor nedense şimdi sana içimden erik ağaçları gene aldandı ve kar düştü üstlerine ben bu bahar da yetişemedim soğuk tutmalıydı diplerini ateşe […]
Seni seven aşık neylesin malı. biz batan güne sahip çıktığımızda ay, Bitlis’te sarı tütün ya da bir akarsu imgesi gibi yiğit ve bütün bir ağıttı […]
Benim oralarda hiçbir işim yoktu Şeytana uydum, Aç ahtapotlar kaynaşırken dipte Kaypak kalabalıkta sürükleniyordum. İnce yüzünüzde üzgünce bir bakış Birden sizi gördüm, Açtı arı doruklarda […]
yüzme bilmeyen bir kaptana vuruldum utanma mevsiminden kalan gül kırıkları suç işliyor kalbim ayıplanan limanda mendile bağlanmış üç lokum bu sevincim sevincim bir ikindi lokumları […]
kuşlar uçuyor, Tanrım yaralılar var uzak değil deryadaki ayak izleri avcının ki barut gibi bir soğuk göğe takılı göğün tek avuntusu ceplerindekini boşaltmak ve sürmek […]
O kız orada dururken Ben nasıl bütün dikkatimle Roma’nın, yok Rusya’nın Ya da İspanya’nın Politikaları üzerinde durayım? Oysa gezmiş görmüş bir adam bu Ne söylediğini […]
kız dedim uçurumum ol gel kalbimi kuşlara ufala eski su, derin kin, içli ırmaklı suskun kız kız gel senin hiçin olayım fes ve horoz kırmızısı […]
“nereye gidiyor kahrımız böyle çarçabuk, bize bir kez bile “az iç, ölmeye mi niyetlisin?” demeden kaldı ki ceplerimiz kıyasıya dolu iddia kuponları ve yanmayan çakmaklarla […]
geleceğin gürültülü zafer şenlikleri için, o soylu kuşak uğruna, yoksun kaldım atalarımın şölenindeki kadehimden, mutluluğumdan, onurumdan. omuzlarıma atılıyor şu kurt köpeği çağ, oysa benim kanım […]